Sözlük

Sözlük

TkMM / TBMM OÇG SÖZLÜĞÜ 

Oldukça yeni ve değişik bir çalışma türü olan OÇG hazırlıkları sırasında tehlikeli bir noktanın farkına vardık: Bu çalışma türü yeni ve farklı olduğu için insanlar ve kurumlar onu eski yapılardan birine benzetip yanlış hükümlere varabiliyorlar.Üstelik biz de aynı şeyi ifade ederken birbirine yakın ama farklı deyimler kullanabiliyoruz. Bu iş kafa karıştırabilir diye düşündük ve hazır yol yakınken deyim birliğine de özen gösterelim dedik. Ortaya minicik bir OÇG Deyimleri Sözlüğü çıktı. Sizinle de paylaşmak istiyoruz. 

TBMM OÇG: TkMM'lerin kardeş çalışmasının en önemli farkı bu toplantılarda 'karar alınması'. Sivil toplum örgütlerinden gelen talep ve istek doğrultusunda, 'arama toplantıları' farklı bölgelerde yapılarak, sivil toplumun ele alınan konu hakkında 'ortak paydaları' ortaya çıkarılıyor. Sonrasında benzer bir toplantı, bölge toplantılarından gelen katılımcılarla, konu hakkında çalışma yürüten milletvekilleri arasında yapılıyor. Final toplantısında ortay çıkan ortak paydalar, paydaşlar eliyle yasama sürecine dahil edilmeye çalışılıyor.

TkMM/ Türkiye küçük Millet Meclisleri: İllerde oluşturulan, o ildeki her rengi taşıması ve her ay o ilin milletvekilleriyle birlikte toplanması amaçlanan, 20 – 25 kişilik (en az 15, en çok 30) sivil gruplar. Şu anda sayıları 34, Haziran 2010 sonunda 41, bir yıl sonra ise 81 ilin tümünde var olması amaçlanıyor. (Başlıktaki Yerel sözcüğünün yerine o ilin adı geçiyor. Edirne küçük Millet Meclisi, Ardahan küçük Millet Meclisi gibi).

Hamal: (eski adı Girişimci): O ilde bu işin sekreterliğini (hamallığını) üstlenen kişi. Başta bu kişi için “Temsilci” sözcüğünü kullanmıştık, ama hemen vazgeçtik. Zira bu deyim, ister istemez “merkezi” bir yapıyı çağrıştırıyor. “Neyin temsilcisi, temsil yetkisini nereden aldı?” sorusunu taşıyacak bir tanım ve yapılan işe uymuyor. 

Destek Çevresi:  Bir ilde, farklı çevrelerden saygın ve “bu işi destekleyen” kişilerin adlarının yan yana geldiği liste. Bu kişileri en başta “Hamiler/Koruyucular”, “İlk katılımcılar”, “Çağrıcılar”, “Destekleyenler” gibi adlarla tanımladık aramızda. Ama sonunda bu tanımda karar kıldık. Liste bireylerden oluşuyor.

Genel Destek Çevresi (Türkiye çapında): Bu çalışmayı olumlu bulan ve desteklediğini açıklayan, çeşitli mesleklerden tanınmış bireyler ve sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları.

Mutfak: Çalışmanın merkez mutfağında yemeği pişirmeye çalışanlar, İstanbul’da (Kasım 2013’de) Elvan Öğ, Yakup Karabacak, Deniz Çengel ve Serpil Öztürk.  Oya Özden ve Nagihan Konukçu ise Ankara’da TBMM ve STÖ ilişkilerini pişiriyorlar.

Forum: İllerdeki küçük Millet Meclislerinin aylık toplantılarının ilk dönemdeki adı. Aslında bu tür toplantıları tanımlayan bir “tür adı” iken, bizim toplantıların özel adı gibi olmuştu. Ancak TkMM adının benimsenip yaygınlaşmasından sonra artık kullanılmaz oldu. Başka forumlarla karışmaması açısından iyi de oldu diyebiliriz.

Katılımcılar: İllerdeki küçük Millet Meclislerini oluşturan, her ay bir araya gelerek genel ve yerel sorunları tartışan sivil toplum ve meslek örgütleri temsilcileri.

Kolaylaştırıcı (Moderatör): TkMM toplantılarını yöneten, söz alıp vermeyi, konuşmaları düzenleyen kişi. Yansız davranması gereğinden ötürü TBMM başkanı gibi onu da bir oturumluk “TkMM Başkanı” gibi düşünebiliriz.

Tutanaklar: Toplantılarda kimin ne dediğini özetleyen (100 – 200 vuruş arasında) ve toplantıyı izleyen bir hafta içinde –konuşanların onayını da aldıktan sonra web sitesinde yayınlanan metinler.

Ortak Payda Raporu: Her ay yapılan toplantıların tutanaklarının Ortak Paydasını vurgalayan rapor. Toplantıyı izleyen 2. haftanın sonunda web sitesinde yayınlanıyor ve TBMM’de yapılacan bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunuluyor.

DDD/ “Duyduk – Duymadık Demeyin”ler: Gelişmeler hakkında hamallara bilgi vermek, değişen durumlar hakkında mutfağın yorum ve önerilerini iletmek için yayınlanan bültenler (Eski adı Genelge)

Ortak bir dil? Hayır, böyle bir zorunluluk yok. Madem ki farklılıklarımızla bir arada olmayı öneriyoruz, o halde farklı diller, farklı üsluplar olması da doğal. Ancak kullanacağımız dilin SİVİL bir dil olması, devlet hiyerarşisinin dayatmalarına itibar edilmemesi de yapımız gereği, kendimizle çelişkiye düşmemek için gerekli. Örneğin, bir isteklerimizi kibarca “rica ederek” iletiriz herkese, Kimseye, önümüzü ilikleyerek “arz” etmeyiz, çünkü siviliz. Bir vekile veya valiye göstereceğimiz saygı, herhangi bir vatandaşa göstereceğimiz saygıdan ne büyük olmalıdır, ne de küçük. Biz, “TkMM Girişimi Mutfağı” olarak, sonu “dır”la veya “mıştır”la biten veya öznesi belli olmayan “yapılmıştır, edilmiştir” gibi “hükmetme kokan” bir dil kullanmamakta özenliyiz. Ama herkesin dili kendine, takdir ve karar sizin...